16 Ekim 2017 Pazartesi

New Trends in International Money Transfers

Translation by Cem İnan Ünlü


With regard to international payments the most reliable method is the SWIFT transfers through the correspondent bank. However, the wire transfers conducted under the intermediary of correspondent bank are subject to delays, even at times impeded by the operational control mechanisms of the correspondent bank and sended back to the bank account. The most pressing point of this matter is the high fees and their unpredictable nature. Due to the processes that the money goes through in the correspondent bank’s control mechanism, the money sender may incur additional costs expensed through the wire transfer, leading to unforeseable costs unbeknownst to the sender. My collegues handling these transactions especially working in customer relationship management experienced such an instant at least once and struggled through a transaction with a customer.

In addition to aforementioned issues, the lack of transparency and accountability surrounding wire transfers erodes the quality of customer experience. Likewise, the wire transfers conducted between two countries take an intermediary by SWIFT and are priced more expensively than EFTs. Considering my experiences while I was still actively pursuing banking profession, such as valor losses of foreign currency time deposits during their transference amongst banks, account summaries cumbersomely acquired from the correspondent bank, the time deposit accounts that we tried open up after the quitting time, I am one of the proponents of the conviction that this process needs to become a simpler one.

8 Ekim 2017 Pazar

ULUSLARARASI PARA TRANSFERİNDE YENİ TRENDLER

 İş Hayatında Hızlı Kazanımlar Yoktur.
Bir Gecede Başarı Elde Edebilmek İçin Yıllar Gerekir.
Richard Branson

Uluslararası ödemeler denilince benim aklıma en güvenilir yöntem olarak Muhabir Banka aracılığı ile yapılan SWIFT transferleri geliyor. Ancak, muhabir bankalar aracılığı ile yapılan bu havalelerin yerine ulaşması uzun sürdüğü gibi, nadir de olsa havalenin aracı muhabir bankaların operasyonel kontrol süreçlerine takılıp, gerisin geriye hesaba iade olması da mümkün. Buradaki en can alıcı nokta ise ücretlerin yüksek ve bazen de tahmin edilemez oluşu. Zira paranın yolda geçirdiği muhabir banka süreçlerinden doğabilecek ek masraflar havale bedelinin içinden kesilebilir ve gönderenin bilgisi dışında öngörülemeyen masraflar ortaya çıkabilir. Bu işle uğraşan bankacı meslektaşlarımdan özellikle müşteri ilişkisinde olanlar sanırım en az bir kere böyle bir durumla karşı karşıya kalmış ve müşteriyle zor anlar geçirmişlerdir.


SWIFT ile para transfer etme sürecinin şeffaf ve izlenebilir olmayışını da eklerseniz, aslında SWIFT ile yapılan ödemelerin özellikle bireylerin müşteri deneyimi açısından sıkıntılı olabildiğini söyleyebilirim. Keza ülkemizde iki banka arasındaki yabancı para transferlerinin de muhabir banka üzerinden SWIFT ile gerçekleştirilmesi ve ücretlendirmenin EFT’ye nazaran daha yüksek olması da bu kapsamda değerlendirilebilir. Aktif bankacılık yaptığım dönemde özellikle yabancı para vadeli mevduatların bir bankadan diğerine transferi gerektiğinde valör kayıpları, muhabir bankadan binbir zorlukla alınan hesap ekstreleri ve mesai bitiminden sonra açmaya çalıştığımız vadeli mevduat hesaplarını hatırladıkça, bu süreçlerin gerçekten de daha kolay hale gelmesi gerektiğine inananlardanım.

11 Eylül 2017 Pazartesi

SANAL ŞUBE BANKACILIĞINA DOĞRU

 SANAL ŞUBE BANKACILIĞINA DOĞRU

O kadar iyi olun ki sizi görmezden gelemesinler.
Marc Andressen


Banka şubeleri, bankalar ve müşteriler açısından daima ana bankacılık kanalı oldu. Ancak dijital teknolojilerdeki gelişmeler ve hizmet kanallarında artan olanaklar, geleneksel şubelerin amacını ve kullanım şeklini değiştirdi.

Ülkemizdeki banka şube sayılarının son iki yılda %4.9 oranında gerilemesi de bunun bir göstergesi.


Müşteriler de Dönüşüyor

Bankalar, müşteri beklentilerinin yanında kârlılıklarını da koruyabilmek adına dijital kanal hizmetlerine katma değer eklemek durumundalar. Dijital dönüşüm yolunda müşteriye, banka çalışanlarına, teknolojiye, veriye ve veri işlemeye ilişkin yaklaşımlar da dönüşüyor. Örneklemem gerekirse, kişisel bilgilerin korunmasına ve siber güvenliğe verilen önemin artması da bunların bir sonucu.

6 Ağustos 2017 Pazar

E-TICARET PAZARLAMA STRATEJILERI

“Web sitenize birkaç Satın Al butonu koydunuz diye, ziyaretçilerinizin satın alacağını beklememelisiniz”
Neil Patel

E-Ticaret Pazarlama Stratejileri

İnternetin ülkemizde de yaygınlaşmaya başladığı 1990’lı yılların ikinci yarısıydı, Migros Sanal Market yeni açılmıştı. O dönemde de yoğun çalışıyordum ve Migros Sanal Market’in müdavimi olmuştum. E-ticaretle tanışmam hayatımı kolaylaştırmak ve zamandan tasarruf etmek amaçlıydı.

Günümüzde de internetten alışveriş aynı nedenlerle tercih ediliyor; hatta uçak, tatil, otel ya da araç kiralama gibi seyahat harcamalarının çoğu e-ticarete dönmüş durumda.


Ülkemizde ticaretin yükselen trendi e-ticaret sektöründe;

  • 2017 yılı itibariyle 5.8 Milyar USD gelir hedefleniyor.
  • 2021 yılına dek yıllık ortalama %13.4 büyüme ile e-ticaret gelirinin 9.7 Milyar USD’ye çıkması bekleniyor.
  • Pazardaki en büyük segment 2.3 Milyar USD hacimle “Elektronik & Medya” sektörü.
  • 2017’de Internet kullanıcılarının %54.8’i e-ticaret işlemi yaparken, bu oranın 2021 yılında %62.8’e çıkacağı öngörülüyor.
  • Mevcutta kullanıcı bazında yıllık gelir 186.42 USD.

Kullanıcı bazında yıllık geliri belli başlı ülkelerle karşılaştırdığımızda;

  • İngiltere’de %80.9 kullanıcı penetrasyonu ile 2,169.76 USD
  • ABD’de %78.3 kullanıcı penetrasyonu ile 1,734.05 USD
  • Japonya’da %75.6 kullanıcı penetrasyonu ile 1,023.58 USD
  • Çin’de %52.1 kullanıcı penetrasyonu 798.67 USD
  • Kullanıcı penetrasyonunun %16.8 olduğu Hindistan’da ise bu rakam sadece 126.30 USD (*)

Diğer ülkelere baktığımızda, ülkemizdeki penetrasyonun ve kullanıcı bazında gelirin düşük olduğunu görüyoruz. Bu da e-ticaret alanında halen yapılacak çok şey, alınacak çok mesafe olduğunu gösteriyor.

(*) İstatistikler statista.com internet sitesinden alınmıştır. 

16 Temmuz 2017 Pazar

Milenyumlular Geliyor

Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan…
Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.

Charles R. Darwin
MİLENYUMLULAR GELİYOR…


Yapılan araştırmalara göre 1981 – 2000 yılları arasında doğan ve Milenyumlular olarak adlandırılan neslin, 2025 yılında dünyadaki işgücünün %72’sini oluşturacağı öngörülüyor. Üreten ve para kazanan konuma gelecek olan bu jenerasyon markaların merceğinde yer alıyor. Pew Research Center tarafından yapılan araştırmaya göre Milenyumluların en önemli karakter özellikleri şöyle sıralanıyor;

  • Kendine güvenen, değişime açık ve internete sürekli bağlı.
  • %50’sinin politik bir görüşü yok.
  • Sosyal medyada aktif.
  • Cep telefonundan gönderdiği ortalama günlük mesaj sayısı 50.
  • Genel olarak insanların güvenilir olduğuna inancı %19.
  • Bu oran X jenerasyonunda %40.
Milenyum jenerasyonu bilgisayar ve internetle büyüdü,  GUI yani grafik ara yüzlere oldukça aşina. Bu nedenle görsel ifadelere, teknolojik yeniliklere ve işletim sistemlerine hızla ve kolaylıkla adapte olabiliyorlar.