7 Ocak 2017 Cumartesi

YAPAY ZEKA DİYE BİR ŞEY VAR!



Zamanımızı neye harcadığımız, muhtemelen verdiğimiz en önemli karardır.
Ray Kurzweil



11 Eylül saldırılarından sonra oluşan yenidünya düzeninden ilham alınarak tasarlanan “Person of Interest” 2011 yılında gösterime girmiş bir Amerikan dizisi. Dizi Amerikalı bir milyarder tarafından geliştirilmiş “Makine” adlı bilgisayarın muhtemel suçları önceden tespit ederek, bunların küçük bir ekip tarafından engellenmesini konu ediyor. Muazzam bir yapay zekâ ürünü olan “Makine” tüm dünyadaki kameraları ve elektronik haberleşmeyi izliyor, bu anlık bilgileri Amerikan İstihbaratından aldığı bilgilerle harmanlayıp potansiyel suçluları, suçları ve terörist saldırıları önceden tahmin ediyor.

Günümüz kentlerinde terörizm ile baş edebilmek için büyük veriyi anlık olarak işleyen ve yerinde tahminler yapan “yapay zekâ” ürünlerinden faydalanmak kaçınılmaz.  “Yapay zekâ” büyük verinin hızlı bir şekilde işlenmesinin gerektiği birçok farklı alanda da kullanılıyor.

YAPAY ZEKÂ NEDİR?

Yapay Zekâ; insan zekâsına özgü görsel algılama, konuşulanı anlama, olaylar arasındaki ilişkileri kurabilme, karar verme ve yabancı dilleri tercüme etme gibi işleri yapabilen tüm bilgisayar sistem ve teorilerini ifade etmektedir.  

Yapay zekânın tarihi antik çağlara kadar dayanmaktadır. Bu alandaki ilk somut adım 1300’lerde Ramon Llull ve ardından Gottfreid Liebniz tarafından atılmıştır.  

Yapay zekânın gelişim sürecinde önemli bir yer tutan "Makineler düşünebilir mi?" sorusu ile makine zekâsını tartışmaya açan Alan Turing bir İngiliz matematikçisi ve bilgisayar bilimcisidir. 1912 – 1954 yılları arasında yaşamış olan Turing’in kendi adıyla anılan Turing Testi bulunmaktadır.

Yıllar içinde bilgisayarların gelişimi ve işlem gücünün artmasıyla birlikte yapay zekâ insan zekâsına karşı ilk galibiyetini 11 Mayıs 1997’de Deep Blue adlı bilgisayarın Dünya Satranç Şampiyonu Garry Kasparov’u yenmesiyle almıştır.

YAPAY ZEKÂ UCUZLUYOR

Bill Gates’in “Yapay Zekânın geleceğini en iyi tahmin eden kişi” olarak tanımladığı füturist Ray Kurzweil’e göre; 

- 2020’de Bin Amerikan Doları ile satın alınacak bir bilgisayarın gücü, bir insan beyni gücünde olacak.
- 2045’de ise aynı tutar ile bir milyon insanın beyin gücünden daha da güçlü bir bilgisayar satın alınabilecek.

IBM’in 1985 – 1997 yılları arasında satranç amaçlı geliştirdiği Deep Blue için Yüz Milyon Amerikan Doları harcadığı düşünülürse, önümüzdeki yıllarda yapay zekâdan daha çok faydalanacağımız kesin.

YAPAY ZEKÂ ARAMIZDA

Yapay zekâ şimdiden günlük ödemelerin ve yatırımların yönetimi, otomatik bildirimler ve müşteri hizmetleri yönetimi gibi alanlarda kullanılıyor. “Büyük veri”yi etkin bir biçimde analiz edebiliyor. Konuşmaları, görüntüleri, metinleri, online davranış biçimlerini tanımlıyor ve bu verileri baz alarak kara para işlemlerini, dolandırıcılık girişimlerini saptayabiliyor ya da satış/ pazarlama amaçlı kullanabiliyor.

Akıllı makineler ve teknoloji, verileri kullanarak müşteriyi daha iyi anlayabiliyor, müşterinin beklentisine en uygun hizmeti ve dijital deneyimi sunabiliyor. Örneklemek gerekirse;

-     Ispanyol Banco Santander, 2014’de Çağrı Merkezi üzerinden şifreyi kaldırarak ses tanıma yöntemine geçti. 2016 Mart’ında ise iPhone SmartBank uygulaması üzerinden sesle bankacılığı devreye aldı. Bu uygulama sayesinde kullanıcılar, işlemlerine şifre girmeden, elle arama yapmadan ve sadece soru sorarak ulaşabiliyorlar. Müşteriye basit ve kolay finansal hizmet sunan bu uygulama aynı anda biyometrik tanımlama ve yapay zekâ teknolojilerini içeriyor.

-     İskoç RBS, Luvo adını verdiği yapay zekâya sahip anlık mesaj uygulaması ile hem Banka personelinin sorularını, hem de aynı mantıkla müşterilerinden gelen soru ve talepleri karşılıyor ve sonuçlandırıyor. Luvo’nun yetersiz kaldığı noktalarda, mesajlaşma uygulaması bu alanda uzman bir Banka personeline yönleniyor.

Makine ile insanın vereceği yanıtların ayırt edilmesi amaçlı Turing Testi işte tam da bu ve benzeri uygulamaların başarısını ölçmekte kullanılabilmektedir.

-     İsveçli Swedbank, Nina Web uygulaması ile internet sitesi üzerinden müşterilerine anlık mesajlaşma hizmeti sunuyor. İsveç’in en büyük perakende bankası olan Swedbank İsveç, Baltık Ülkeleri, Çin ve ABD’de faaliyet gösteriyor ve toplam 8 Milyon müşterisi bulunuyor. Nina Web yapay zekâya sahip ve müşterilerin sorularına anında akıllı yanıtlar veriyor, gerektiğinde müşteriye önerilerde bulunuyor, yönlendiriyor.

Swedbank’ın 4 Milyon müşterisi Nina Web’i kullanıyor ve aylık mesajlaşma sayısı 30 Bine ulaşıyor. Nina Web ile müşterilerin %78’i sorularına yanıt alarak hizmetten memnun şekilde ayrılıyorlar.

YAPAY ZEKA FİNANS ve ÖDEME SİSTEMLERİNİ NASIL ETKİLEYECEK?

“Yapay zekâ” bireylerin ve kurumların yatırım, risk ve ödeme kararlarına farklı biçimlerde destek sağlıyor. Özellikle finansal kurumlar bu teknoloji sayesinde kişiye özel gerçek zamanlı ve ucuz hizmet sunabiliyorlar;

- Otomatize edilmiş finansal danışmanlık ve planlama sistemleri yatırım kararlarında kullanıcılarına yardımcı oluyor. Bu robot sistemler, geleneksel bankacılık anlayışının ötesine geçerek, gündemi ve piyasa trendini takip ederek, yatırımcının hedeflerine göre al-sat tavsiyesi veriyorlar.  

- Dijital varlık yönetim sistemleri, görece daha alt segmentte yer alan bireylere düşük ücretlerle varlık yönetim hizmeti sunuyor.

- Akıllı cüzdanlar, kullanıcıların ihtiyaçlarını ve harcama alışkanlıklarını izleyerek; bireysel finansman, kredi, birikim ve harcamaları hakkında müşterilerine yönlendirmeler yapıyorlar.

“Yapay zekâ” kurumsal karar alma mekanizmalarında, finansal sahtecilik ve suçların tespitinde de giderek daha etkin bir şekilde kullanılmaya başlanacaktır. Özellikle veriye dayalı karar alan banka ve sigorta sektörünün bu teknolojiden daha çok faydalanacağını şimdiden öngörebiliriz.

INSAN GÜCÜ TARİHE Mİ KARIŞACAK?

Yapay zekâ, finansal kuruluşlarda müşteri deneyimini geliştirecek, basit işlemlerden sorumlu çalışanların işlerini kolaylaştıracak ve bu çalışan grubunun zaman içinde sayıca azalmasına neden olacaktır.  Ancak, karmaşık süreçlerde sözkonusu olduğunda müşteriler daha uzman çalışanlarla temas ederek işlemlerini tamamlayacaklardır.

Yapay zekânın finansal hizmetlerde daha fazla kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, bu sistemlerin tasarlanması, yaratılması, tanımlanması, analiz edilmesi, geliştirilmesi, pazarlama ve iş planlarının oluşturulması gibi alanlarda teknik ekiplerle çalışabilecek uzmanlara ihtiyaç artacaktır.

Bu açıdan bakıldığında, yapay zekâ kullanımının artmasıyla birlikte finansal sektörü bekleyen konuları şöyle tanımlayabiliriz;

- İnsan kaynağının değişim/ dönüşümü
- Bilgi sistemlerindeki verilerin ya da fiziki verilerin yapay zekâ sistemlerine kaynak        
  olabilecek “bilgi” haline dönüştürülmesi
- Dijital müşteri bilgileri üst düzeyde güvenliğinin sağlanması
- Sistemlerin ve işlemlerin giderek daha da dijitalleşmesi ile güvenlik sistemlerinin 
  güçlendirilmesi
- Ödeme işlemlerinin kimlik doğrulama süreçlerinin hatasız ve güvenilir hale getirilmesi