19 Nisan 2013 Cuma

Altınımızı ne yapalım?

Dünya Altın Konseyinin açıkladığı verilere göre, altın talebi 2012'de bir önceki yıla göre %4 düşüşle 4,405 ton olarak gerçekleşti. Altının ortalama ons fiyatı, 2012'de %6 artarak 1699 $ oldu.

Son yıllardaki altın talebinin %57’si fiziki ve bunun başını çeken iki ülke ise Hindistan ve Çin.

Son yıllardaki altın üretim ortalaması 2,800 ton.

Farklı döviz cinslerine yatırım yapmak ve/ veya portföyünüzün riskini çeşitlendirmek açısından halen altın pozisyonu tutulabilir. 2012 yazında patlayan Euro krizinden sonra, yatırımcılar güvenli liman olarak altını görmüşlerdi. Aslında bu sonucu doğuran faktörlerde bir değişiklik olmadı:
  1. Merkez Bankaları faizleri tarihteki en düşük seviyelerinde tutmaya devam ediyorlar.
  2. Bono alımları artarak sürüyor. Bank of Japan her ay 75 Milyar USD tutarında Japon hazine bonosu alacağını açıkladı. Japonya’nın GSMH’sine göre piyasaya enjekte ettiği likidite ABD’nin tam iki katı kadar.
  3. Bu nedenlerle, yıllık getiriler de zaman zaman negatife dönebiliyor.
  4. Avrupa borç sorunu çözümden oldukça uzak görünüyor. Ayrıca bir de iflasını açıklamak üzere sırada Slovenya var.
  5. Euro böyle iken; Yen son birkaç ay içinde %20 değer kaybederek, stabil bir para  birimi olma görüntüsünü bozdu.
  6. Bu bilgiler ışığında, altın halen güvenli liman ve alternatif döviz olma özelliğini koruyor.
Altın fiyatlarındaki düşüş, döviz fiyatlarının stabilize olduğunu veya global borç ve finansal krizin biteceğinin habercisiymiş gibi düşünülmemeli.

200 gün boyunca 1,661 USD ortalamada giden altın, ışıltısını kaybederek kademe kademe destek bulduğu seviyelerden geriye geldi. Benzer şekilde yukarı doğru gidişin de kısa zamanda gerçekleşmeyeceği, toparlanma sürecinin zaman alacağı söylenebilir.

Referans: Wolfgang Pflüger - The gold sell-off - Berenberg Bank AG