7 Mayıs 2018 Pazartesi

KREDİ KARTLARININ GELİŞİMİ

Tüm veriye, olaylara ve bilgiye sahip olanın doğru kararı vermesi 
“liderlik” değil, muhasebeciliktir.
Dee Hock

İlk kredi kartını 1980’lerin sonunda bir arkadaşımda görmüştüm. Diners Club kredi kartı kullanıyordu. Bu kartla imza karşılığı ödeme yapmak mümkündü. Ancak yurt içinde yapılan harcamaların da hesap ekstresinde dolar olarak ödeniyor olması beni şaşırtmıştı.

O günlerden ödeme sistemlerinin bugününü hayal edebilmek pek mümkün değildi tabii.
Ama bugünden geçmişe bakarak, baş döndüren bu gelişimi birlikte değerlendirebiliriz.

Kredi kartlarının 20. Yüzyılın ilk yarısında ABD’de şekillenmeye başladığını görüyoruz.

1900 – 1940’lar: ABD’li petrol şirketleri ve perakendeciler kendi satış noktalarında geçerli kredi kartı çıkartıyorlardı. O dönemdeki kredi kartları herhangi bir güvenlik unsuru içermeksizin; kâğıt, karton ya da metal gibi malzemelerle hazırlanıyordu.



1950’ler: İlk kredi kartı olarak kabul edilen Diners Club, seyahat ve eğlence harcamalarında kullanılmak üzere Diners Club kredi kartını çıkartıyor. 1958’de American Express seyahat ve eğlence kullanımlarına yönelik kredi kartı ihracına başlıyor.

Diners Club Card ve American Express “charge card” sistemini benimsemişlerdi, harcanan tutarların son ödeme gününde tamamının ödenmesine dayalı bir sistem sunuyorlardı. Her iki şirket de A ve B+ gelir gruplarına yönelik ürünler sunduğu için geri ödeme şekli buna uygundu.

1960’lar:

Çok amaçlı ve yaygın kullanıma uygun olarak bilinen MasterCard ve Visa markaları piyasaya çıkıyordu.

Ülkemizde ise Diners Club Kartları ile ilk kez 1968 yılında tanışıyoruz.

Akabinde American Express bunu takip ediyor. O dönemde Türkiye’de bu kartlara sahip olabilmek için yapılan başvurular yurt dışına gidiyor, onaylanması halinde kartlar yurt dışında basılarak hamiline ulaştırılıyor.

Kart dünyası henüz küçük ölçekli ve entegre olmadığından hem kart sayısı hem de kart kabul eden işyeri sayısı oldukça az.


1970’ler: 

Elektronik kart işletimi devreye giriyor, bu sayede kart hamili limitleri sistemler üzerinden takip edilebilir hale geliyordu. Üye işyerleri alışveriş için müşterinin yeterli limitinin bulunup bulunmadığını 7/24 hizmet veren Kart Provizyon servisleri aracılığı ile sorgulayarak satış işlemlerini sonuçlandırabiliyorlardı. Bu altyapı sayesinde, kart kabul eden işyerleri artmıştı, kart hamilleri de daha geniş bir işyeri ağında kartlarını kullanmaya başladılar.

Bu yıllarda tabii ki henüz POS makineleri yoktu. Kartlar kabartmalı basılıyor ve imprinter adı verilen alet ile tamamen manüel işleyen bir sistemle işlemler yürütülüyordu. Üye işyerleri telefonla provizyon aldıktan sonra, kart hamillerine pelurlu, otokopili birbirine yapıştırılmış 3-4 sayfalık slipler imzalatıyor, imzalı slipler üye işyeri tarafından anlaşmalı bankalara ibraz edilerek ödemesi alınıyordu.


Ülkemizde ilk EuroCard/ MasterCard kredi kartı 1976 yılında basılmıştı.

1980’ler: 


1984 yılında VISA Türkiye ofisinin açılmasıyla birlikte kredi kartlarının gelişim ivmesi de artıyordu.

1986’da yıllık kart ücreti bulunmayan ve ödül olarak nakit para veren ilk kart ürünü ABD’de Discovery tarafından duyurulmuştu.


1989’a kadar Türk Lirası konvertibl bir para birimi değildi. Bu da ne demek oluyor diye sorarsanız, TL sadece yurt içinde kullanılabilen bir para birimiydi, döviz bürosundan ya da bankadan gidip döviz alamazdınız, döviz hesabı açamazdınız. 1983 yılında ülkemizde kambiyo mevzuatının değiştirilmeye başlanmasının ardından, 1989 yılında Türk Lirası konvertibl hale geldi. 

Konvertibiliteyi, Mahfi Eğilmez’in ifadeleriyle tanımlamak gerekirse “Konvertibilite, genel olarak bir değerin bir başka değere dönüştürülebilmesi işlemini ve bu işlemin hangi koşullarla yapılacağını ifade ediyor”

Ülkemizdeki kart ihraç eden Banka ve kart kullanımının paramızın konvertibl olarak kabulünden sonra artış gösterdiğini de söyleyebiliriz.

1990’lar: 


1990’lı yılların sonlarında daha güvenli işlem imkânı sağlayan EMV Chip ürünü geliştirilerek, Avrupa’da uygulamaya alınmıştı.

Ülkemizde 1990 yılında Bankalar arası takas işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla 13 bankanın ortaklığı ile Bankalararası Kart Merkezi (BKM) kurulmuştu. BKM’nin kuruluşu ülkemizdeki kartlı ödeme sistemlerinin gelişimini hızlandırdığı gibi, Dünyada örnek gösterilen kart uygulamalarının temeli de gene bu yenilikçi ve öncü Türk Bankacıları sayesinde geliştirilmiş ve kartlı ödemeler alanında önemli başarılar elde edilmiştir.

2000’ler:

İlk EMV Chip’li kredi kartı ülkemizde 2001 yılında çıkartıldı, kademeli olarak EMV Chip geçişi 2004 yılına kadar tamamlandı. Manyetik bantlı kartların kopyalanması ile gerçekleştirilen dolandırıcılık vakaları EMV Chip’e geçiş sonrası oldukça azaldı.

5464 nolu ‘BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU’ 1 Mart 2006’da Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Uzun yıllar herhangi bir kanuna ya da mevzuata bağlı olmadığı halde Banka bilançolarında önemli yer tutan kredi kartlarının bir kanuna bağlanması o dönemde ben dâhil bütün kartçıları sevindirmişti. Bu gelişmeyi önemli bir kazanım olarak görmüştük.

2007’de Chip & PIN uygulaması ile tüm EMV Chip’li kredi kartları şifre ile kullanılmaya başlandı. Bu uygulama, o dönemde kart hamilleri tarafından çok sevilmese de, getirdiği güvenlik avantajlarından ötürü kısa sürede benimsendi.

Kartlardaki Gelecek

Kağıt baskılı “charge” kartlardan yüz tanımaya varan bu süreçte, başlangıcı 1950 olarak kabul edersek tam 68 yılı geride bırakmışız. Keza, bugünden önümüzdeki 10 yıla baktığımızda bizi bekleyenleri de kısaca özetleyelim.

Biyometrikler çok hızlı bir şekilde ödeme güvenliğini sağlayıcı temel unsur olarak hayatımıza giriyor. MasterCard’ın yüz tanıma ile ödeme güvenliği sağladığı “selfie pay” bunlara güzel bir örnek. Parmak izi doğrulaması ile mağaza içinde yapılan ödemeler de gene bu alandaki gelişmelerden.

Biyometrik doğrulama ile yapılan ödemelere hız, güvenlik ve kolaylık açısından bakıldığında, tüketiciler tarafından kabul göreceğine inanıyorum.

Gelişen EMV Chip’li, temassız ve sanal kartlara; gelişmiş POS sistemleri, mobil ödemeler, temassız ödeme teknolojileri ve internet ödemeleri eşlik ediyor. Kasasız süpermarketler, yüz tanıma ile hesap ödenebilen restoranlar da geleceğin yeni nesil üye işyeri karakterini belirliyor.