27 Şubat 2013 Çarşamba

12 Bankaya Ortak Faiz Belirleme Soruşturması

2007’deki küresel kriz sonrasında ABD ve İngiliz yargı sistemi ekonomi süreçlerini mercek altına aldı ve yapılan incelemelerden sonra büyüklüğü 360 Trilyon USD’ye varan LİBOR piyasasında bazı bankaların faizde manipülasyon yaptıklarını ortaya çıkarttılar. 3 kıtada 21 Bankanın adının karıştığı LİBOR skandalına ilişkin soruşturmalar halen devam ediyor. Hatta bazı bankalar, yaptıkları bu usulsüzlük nedeniyle şimdiden para cezasına çarptırıldılar bile.


HSBC -  1,92 Milyar USD, Barclays - 453 Milyon USD, UBS -  1.5  Milyar USD’ye varan
cezalar aldıkları gibi, borsada işlem gören hisse senetlerinde de önemli düşüşler yaşandı. Bankalara kesilecek toplam para cezasının milyarlarca dolara ulaşacağı konuşuluyor.
Büyük bankaların piyasayı yönlendirmeye yönelik bu tür girişimlerinin ekonomide dengesizlikler ve krizlere yol açtığını görüyor ve yaşıyoruz. Şimdi bunun bir benzeri de ülkemizde yaşanıyor, ancak umuyoruz ki neticesi olumsuz olmasın.
Rekabet Kurulu 2 Kasım 2011’de, ülkemizdeki 12 Bankanın mevduat ve kredi faizlerini ortak belirleyip belirlemediklerini tesbit etmek üzere bir soruşturma başlatmıştı.

Soruşturma; tüketici kredisi, konut kredisi ve kredi kartı faiz oranlarına ilişkin olarak tüketicilerden gelen şikayetler sonucunda açılmıştı.

Soruşturmada adı geçen 12 Bankanın adları şöyle;

Akbank, Finans Bank, HSBC Bank, ING Bank, Türk Ekonomi Bankası, Garanti Bankası, Türkiye Halk Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ve Ziraat Bankası

Bunların yanında, Garanti Bankası’nın kart şirketi Garanti Ödeme Sistemleri ile konut finansman şirketi Garanti Konut Finansmanı Danışmanlık da soruşturma kapsamında adı geçen diğer 2 kurum.

Soruşturma, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. Maddesine istinaden yürütülüyor. İlgili madde metni ise şöyle;

Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar
Madde 4- Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak
rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu haller, özellikle şunlardır:
a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr
gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,
b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa
kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa
dışında belirlenmesi,
d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya
piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa
dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için
eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
f) Anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet
ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı
teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal
veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,
Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat
değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin,
rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik
göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri
uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Rekabet Uzmanı Burcu Can’ın Soruşturma Heyeti adına habercilere verdiği bilgiye göre;  Soruşturma Heyeti;
  • Akbank, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası, Halkbankası, HSBC, ING Bank, İş Bankası, TEB, Vakıfbank, Yapı Kredi Bankası ve Ziraat Bankası'nın 2007-2011 arasında mevduat/ kredi / kredi kartı  faiz oranlarını ile kredi  kartı ücret ve komisyonlarını aralarında uzlaşarak  belirledikleri,
  • Halkbankası, Vakıfbank ve Ziraat Bankası'nın 2011 yılında aralarında belediyeler ve il özel idarelerinin de bulunduğu bazı kurum ve kuruluşlarının mevduat ihalelerinde de danışıklı teklif verildiği
yönünde delillere ulaşmış.

Dün sözlü savunmaların alındığı ilk gündü ve Akbank, Finansbank, HSCB, ING Bank, Denizbank, Türk Ekonomi Bankası temsilcileri ifadelerini verdiler. Buna ilişkin Sabah Gazetesinin çok çarpıcı bilgiler içeren bugünkü haberi nin giriş kısmını aynen paylaşıyorum:

“Rekabet Kurumu'nun faizleri ortak belirledikleri iddiasıyla soruşturma başlattığı bankalar, 1 milyarlık para cezasına razı oldu. Böylece faiz manipülasyonunu kabul etmiş sayıldılar. Ancak savunmalarını "Kartel yapmadık" tezine oturtarak verilecek cezanın miktarını aşağı çekmeye çalıştılar. 12 banka hakkındaki soruşturmada iki günlük sözlü savunma süreci dün tamamlandı. Kamu bankaları ile Garanti, İş ve Yapı Kredi bankalarının yöneticileri dinlendi. Rekabet Kurumu nihai kararını 12 Mart'ta açıklayacak. Soruşturmada 3 banka için kartel oluşumu ve rekabetin engellenmesinde belirleyici etki yaptıkları gerekçesiyle "ağır" ceza isteniyor. Bu bankalar arasında Akbank, Yapı Kredi ve Garanti bulunuyor. Özellikle kurum içi yazışmalarda ve mevduat faizlerinin belirlenmesinde etkili olduğu iddia edilen kahvaltılı buluşmada bu 3 bankanın yer aldığı ifade edildi. Verilecek ceza bankaların ciroları üzerinden ayrı ayrı hesaplanacak.

Kartel görülürse, bankalara cirolarının yüzde 2 ila 4'ü oranlarında ceza verilecek. Sistemi kuran bankanın ise daha fazla ceza alması gündeme gelecek. Cezanın 5 milyar TL'yi bulabileceği korkusuyla banka yöneticileri Rekabet Kurumu savunmasında hep bir ağızdan kartel iddialarını kabul etmediler. ”

Bankalar savunmalarında;  2008’in kriz yılı olduğunu belirterek, Rekabet Kurulu’nun hoşgörülü yaklaşması gerektiğini ve muhtemel para cezasının ekonomik istikrarı bozabileceğini vurguluyorlar. Bu yaklaşımla Bankalar, kendilerine ceza uygulanmamasını ya da uygulansa dahi rakamının düşük tutulmasını talep ediyorlar.
Rekabet Kurumu Bankaların 2012 yılı bilançolarının %10’ununa kadar ceza verme yetkisine sahip, ancak şu ana dek %6’nın üzerinde bir ceza verildiğine rastlanmamış. Uzmanlara göre soruşturma sonucunda suç unsuru bulunursa, Rekabet Kurumu’nun geçmiş kararlarına paralel olarak %2’yi aşmayacak bir ceza miktarı muhtemel görünüyor.
Bu konudaki Rekabet Kurumu kararının 12 Mart’ta açıklanması bekleniyor.

Soruşturma sonucunda Rekabet Kurumu’nun, Bankaların suç teşkil edecek edimlerde bulunduklarını tesbit  etmesi halinde, bu defa bu bankalardan kredi kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak davalar Bankaların kapısını çalıyor olacak.